Kültür-Sanat

Bienal ve Karaköy

İstanbulda Sergilerin En Güzel Yeri Karaköy

Bienal ve Karaköy , İstanbul Design Biennial

Zöe Ryan’ın küratöriüğünde İstanbul Tasarım Bienali 14 Aralıkta sona erdi ve yaklaşık 100.000 ziyaretçiye ulaştı.Bienal ve Karaköy. Ne güzel bir semt seçimi böyle bir sergileme için.

Zenginliği, karanlığı, heybetli binaları, dar sokakları ama hareketli yaşantısı çok güzel örtüşüyor işin ruhuna. Karaköy Rum Okulu’nda sergilenen İstanbul Tasarım Bienali, tramvayda tophane durağından inip deniz malzemeleri satan dükkan dizisinde  kalıyor.

Bienale ilk girdiğinizde sizi güzel bir salon karşılıyordu, avizeler oldukça dikkatinizi çekerdi sanıyorum. Oturakların ve koltukların yapıldığı malzemeyi oldukça ilginç bulduğumdan görevliye sormuştum :‘Cork’. Oldukça dayanıklı bir malzemeymiş. Hatta Expo  fuarında Portekiz pavyonunun tuğlaları korktan yapılmış. Bienale geri dönersek, sergi boyunca size, tema hakkında kısa özetler niteliğinde büyük puntolu cümleler eşlik ediyordu.
Zaten çıkış cümlesi inanılmaz potansiyeller ve metaforlar banndırıyor tasanm bağlamında: “Gelecek artık eskisi gibi değil. Ve bunun eserlerin yanında yazılı olarak da dile dökülmesi sergiyi anlaşılır kılıyordu.


Bienalde manifestolar üzerinden günlük yaşam sorgulandığı gibi geleceğe dair önemli öngörüler barındıran eserler de vardı. Manifesto kavramının soıgulandığını da görmek mümkündü .hatta manifesto üretimini mizahi bir şekilde eleştiren bir düzenekler dizisi vardı teras katta. Manifesto ve gelecek Bişkisi oldukça güzel işlenmiş.

Başta tasan malar olmak üzere tüm ziya geleceğe yönelik farklı pencereler sundu bu sene bienal. Ayrıca interaktif pek çok eser de bulunmaktaydı böylelilde ziyaretçiler tasarlanan mekan veya deneyimi bire bir yaşadılar. Çünkü bazı fikirlerin iki boyuta sığamayacağı aşklar oluyor. Demek istediğim şu ki, ziyaretçierkend- ilerini bir koşu bandında ya da efinizde bir fenate yollannı ararken bulabildiler sürprizli bir sergiyi oldukça. Bunun olumlu geri dönüşü ise, sanabn algılanışının görme ve işitme duyusundan daha ileriye gidebilmesi veulaşılan kişi sayısını da artırması oldu. Gözlemlediğim kadarıyla en çok ilgi görenler de oniandı. Dikkat süresi kısalmış, kolay tatmin olmayan ve erken sıkılan bir dünyada sanatı bizzat deneyimleme durumu çok büyük kuvvete sahip. Sergideki eserlerin teması gelecekteki bazı sorunlara çözüm ve geleceği algılamamızdaki yeni bakış açışı üretme arayışıydı.

O anlamda, ‘uzayda parti veren kızıl mottosuyla yola çıkan video eser veyahut da gelecekte açığa çıkacak besin kıtlığı ve beraberinde protein ihtiyacını karşılamak için çekirge üretici mutfak robotu oldukça bienal konusuna sadık ve nokta atışı işlerden bazılarıydı.Ben İstanbul’daki sanat hareketlerini olabildiğince takip etmeye çalışan biri olarak, eserden çok onun aktanlış biçminden de etkileniyorum. Hatta sanatçının eserine verdiği emek kadar sergileniş düzenine de bir o kadar emek verildiğinden eminim. Farklı boyutlardaki ortak konulu görsellerin bir araya getirilişinden, seçilen arka plan renklerinden ya da açıklayıcı metinlerin yerinden, tutturulma biçimlerine kadar çok büyük kafa patlatmalar yaşanıyor arkaplanda. O anlamda bienalin çok büyük bir iş olduğunu söylemek gerekiyor.

Ancak sergileme düzeninde katlanan ortadan beyaz kumaşla ayrılması ve böylelikle bir kattan belirli bir sırayı takip etmek zorunda kalmanız biraz kısıtlayıcı gelmişti bana. Ziyaretçiyi özgür kılmak gerek her zamanem kumaşın altından geçip delinebiliyordu bu durum. Farklı bir ayına düşünülebilirmiş.

Karaköy kısmına tekrar dönersek, sergi boyunca pencerelerden size yıkılmış eski yapıların iskeletleri, tahta parçalan da eşlik ediyor eğer dikkatli bir göze sahipseniz. O anlamda gelecek ve geçmiş ironisini yaşatan bir mekan sergi ilişkisi olduğunu söylemek yanlış bir tespit olmaz. Serginin birer parçasıydı yani Karaköy manzaraları. Hele terasa çıktığınızda sizi karşılayan görüntü bunu daha açık anlatmaktaydı fikrimce. Tasarım Atölyesi Kadıköy’ün ‘How to do too in Kadıköy ? yarışmasının kazanan prototiplerinin sergilendiği bu kat sizi feraha ulaştırmakla ulaştırmamak arasında kararsız bir panoramaya sahip. Galata’dan boğaza doğru ve ilerisine doğru bir hat var fakat yapılann yüksekliğinden bunu pek hissetmek zor ama öte yandan İstanbul hissi konsantre biçimde geçiyor. Güzel kareler yakalamak mümkündü fotoğraf makineli ziyaretçiler için.
Bienal hakkında ise aklımızda kalması gereken en önemli şeyin ‘Gelecek artık eskisi gibi değil.’ sözünün sindirilmeye çalışılması olduğunu düşünüyorum. Böyle bir konu için İstanbul gibi bir kentten daha doğrusu olamazdı. Baştan aşağı büyük öğreti ve ilham kışkırtaçlanyla tasarımı tasarımcılara ve tüketicilere sorgulattığını düşünüydüm. Umarım gelecek artık eskisi gibi olur, hayal ettiğimiz gibi

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu