İcatlar&Buluşlar

Anime Nedir? Anime Ne Değildir ?

Geçmiş’ten Günümüze Anime

Kimimiz çizgi film der geçeriz, kimimiz her ne kadar çocuklar için yapılmışsa da ben sevi- yorum, izlerim beyanatıyla ne kadar savunuyor gibi görünsek de aslinda biraz da olsa küçümseriz anime yapımlarını. Ama herhalde,  bugün Japonya’da satılan yaklaşık her on kitaptan üçünün manga olduğunu, 3000’in üz­erinde profesyonel manga sanatçısının bu sektörde çalıştığını ve her sene yaklaşık 7.000.000.000 dolar tutarı iki milyar adet manga satıldığını bilseniz, siz de animenin sadece çocuklar için yapılmış çizgi tünlerden çok daha öte, büyük emek isteyen ve her’ysşa hitap eden büyük bir sektör olduğunufark edip şaşkınlığa ulardınız. Peki insanlar manga çizmeye, mangaları film haline getirip anime yapmaya ve her çıkan manga dergisini sorgusuz sualsiz alacak kadar bu türün fanı olmaya nasıl ve ne zaman başladılar?

Anime fikrinin ortaya çıkış tarihine bakarsak ol­dukça eskiye dayandığını görüyoruz. 12. yüzyıl başlarında tapınak duvarlarına süsleme amaçlı resmedilen figürlerin oldukça abartılı ve kaba olmasına rağmen manga tarzına benzediği, manga fikrinin çıkış tarihinin 12. yüzyıl başlarına denk geldiğini ortaya çıkarmıştır. 1600’lü yılların başında bu resimler tapınak duvarları yerine odun bloklarına çizilmeye başlandı. Bu resim­lerde dinsel konulardan çok çinsel konular, özel binalar  resmediliyordu. Resimler tek renkli olarak ve renkler gölgelendirmeler ile tasvir ediliyordu. “Manga” kelimesinin bilinen ilk kullanımı 1770’li yıllara dayanmaktadır. 19. yüzyıl boyunca manga kelimesi özel olarak, üze­rinde karikatürler bulunan odun bloklannı (Hyakumenso), özellikle de Hokusai Katsushika’ nın 1819 da yayınlanmış olan ve öğrencilerinin kullanması için kendisinin çizdiği skeç, çizim ve karikatürlerini adlandırmakta kullanılmıştır. Hokusai çizdiği skeçleri iki Çince karakterin (“man” (rasgele) ve “ga”(resim)) birleşiminden oluşan Manga kelimesiyle tanımlamıştır.

 

Zaman içinde mangalar Japon kültürel hayatında önemi bir yer edinci. Sanatçılar otoriteye karşı çıkılamaz gibi geleneksel fikirleri bir kenara bırakarak çizjrrterinde daha cesur olmayı öğrencfler. Manga dergieri eleştiriyi, mizahı, siyaseti harmanlayarak, insanlara eğlenceyi sunuldu. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra ise mangaların gekşimi bambaşka bir yön izledi. Savaş her alanda olduğu gibi Joapon günlük yaşamını da etkilemişti. Savaş sonrasında ağır hayat şartları, ekonomik güçlükler ve kağıt akıntısı nedeniyle bu türü sevenler için yeni uygulama başladı: Kiralık Mangalar 1950’lerin ortasında manga kiralayan dükkanların (kashihonya) sayısı hızlı bir artış gösterdi ve 30.000 dükkana ulaştılar.Bu yıllarda, kiralık manga’nn doruk noktasında manga dergilerinin her biri ayda yaklaşık 160.000 genç erkek tarafından okunmaktaydı.

Japonya’nın 2. Dünya Savaşı yenilğisinden sonra yedi sene boyunca tarihsel konu içeren manga yayımlanmadıdı. Savaş süresince çok popüler otan savaş ver dövüş konulu mangalar ortadan kaldırıldılar. Bunun nedeni başla Amerika olmak üzere galip devletlerin uygıiadığı, savaş, samuray, ordu ve uzakdoğu spottan konutarmdaki kısıtlamalardı. Bu konularda itade özgülüğünün kısıtlanmasının amacı, savaşçı görüşlerin tekrar ortaya çıkmasını engeiemekti. 1952 yılında imzalanan San Francisoo Barış Antlaşması bu kısıtlamalara bir son verip tekrar iade özgülüğünü getirdi.

Bu dönemde, eski hayallerin yıkıntılar altında güçlükle haytlarını devam etlirebilen halen gerçek hayattaki acıları unutması için bir kaçış araana ihtiyacı vardı. Yetişkinler içinbu kaçış aracı film­lerdi gençler içinse manğalar… Bu toplumsal değişimin sonucu çtaraktru sanatçılar daha ger- çekçi ve kenefleri gfci genç yetişkinlere yönefle bir manga sitili ortaya çıkaırdılarar. Genç bir sanatçı dan Tatsumi Yosfthmo bu tür dramaic yetişkin mangalarını tanımlamak için bunlara “dramatik ve aksiyon dolu resmler” anlamına gelen “gekiga“ ismini verdi Gekiga türüne alternatif olarak, kırmızı mürekkep ie bastan ve gekikalardaki  cinsellik şiddet, acı içeriki çizimlerden uzak, neşefi ve şirin grafiklere sahip “akabon” adı  verilen başka bir manga türü ise Osaka’da sokak satıcıları tarafından satılmaya baştandı. Tezuka Osamu bu türün en önemi temsidsi olarak kabul edilir. Savaş sonrası hakin yoksulluğuna ve yayın sektörünün gerilemiş olmasına rağmen bu  manga çıkar çıkmaz oldukça büyük bir satış  rakamına ulaşarak, akabon tarzına ve Tezuka mangalarına karşı ulusal bir hayranlık başlattı. Tezuka bu serisinde bir fce imza alarak sinema teknikerini bir mangaya uygulamıştı. Bu görsel açıdan bir devrim demekti, insanlar okurken keneflerini fim seyredermiş gibi hissediyorlardı; böylece manga derin, en önemlisi de kaba bir dramatik ve pskotojk etki bırakabiliyordu Bu sırada Tezuka 19 yaşında bir tıp öğrencisiydi.Yeni Define Adası’nın ardından Lost World, Metropolisve Tetsuwan Atomu gibi birçok ünlü mangayı çizdi. Bunlar yeni bir manga türünü temsil ediyordu ve yeni yetişen sanatcıların üzeri­nde inanılmaz etki bırakacaktı. Tezuka’nın adı “Manga Tanrısı olarak tarihe gececekti.

Gerçekçi gekiga sitiline karşılık çocuk magazinlerindeki manga hikayeleri şirin bir grafik stiliyle hazırlanmaklaydı. Bu stil American Disney animasyonunun koca gözlü ve çarpıtılmış  fizksel görünüşlü karakterierinben etkilenmişti. Disney yapımları 1945-51 yılan arasnda Japon kitabevleri ve sinemalannda bulunabiliyordu. Disneyin bu elcisi, savaş sonrası bu türün öncüsü dan Tezuka Osamun’un eserlerinde hissedimektedir.

 

90’lana geldiğimizde, mangaların da sosyal yaşama bağlı olarak şekillendiğini görüyoruz. 60’larda çıkan haftalık manga magazinleri, mangalann gelişim- sürecini hızlandırarak Japonya’da hatta dünyada manganın duyul­masını sağlamış; manga sanatçılan Japon kül­türünde kendilerine önemli bir yer edinmiştir. Mangalann saksının çoğalmasıyla birlikte çizim yönünden Jürtere ayrılabilen .mangalar, aynı za­manda konu açısından da çeşitlenmeye başladı. “Shounen ve shoujo” adlı iki yeni tür ortaya çıktı.

Shounen mangalar; kahramanlık, cesaret gibi epik öğeleri barındıran ve genellikle erkeklere yönelik animlerden oluşan mangalardı. Shounen’lerde uzakdoğu dövüş sporlan ve mizahi öğeler bol bol kullanılıyor; bilim kurguya yer veriliyordu. Dragonball, Pokemon, Cowboy Bebop, Captain Tsubasa ve Voltron bilinen söylenişi ile voltran, bu türün en önemli temsil­cileri arasında gösterilebilir.

Dr. Slump’ın da yaratıcısı olan Akina Toriyama tarafından çizilen Dragonball, 1985-95 arasında Shounen Jump dergisinde yayınlandı. Bu manga’da Son Goku adında maymun gibi bir kuyruğu olan ufak bir çocuğun dragonball denen, üzerine yıldız işaretleri olan ve tüm toplar birikürildiğinde bir dileği yerine getireceğine inanılan ejderi (ShenLon) çağırmak için kullanılan tılsımlan toplarken uzakdoğu sporlarını öğrenmesi ve bu arada çevresinde gelişen komik olaylar anlatılmaktadır. Son Goku zamanla büyüyüp tecrübe kazanırken, bir yandan da dünyayı kötü ellerinden koru­yacak ve birsüre sonra bu görevi oğlu Son Gohan devralacaktır. Dr.Slurnp’ın hemen ardından yayınlanmaya başlayan Dragonball çok kısa sürede uluslararası bir üne kavuşmuş ve oldukça büyük satış rakamlanna ulaşmıştır. Ayrıca 3 sezondan oluşan toplam 508 bölümlük anime serisi ve 17 anime filmi hazırlanmıştır. Bandai firmasının hazırladığı Dragonball eşyaları ve Nintendo oyunları bu animenin popülaritesini ve başarısını kanıtlar niteliktedir.

1981’de Youichi Takahashi tarafından yayınlanıp daha sonna gördüğü yoğun ilgiden dolayı anime haline getirilen Captain Tsubasa Türkiye’de yayımlanan ve her yaştan insanın severek izlediği animelerin en başında gösterilebilir. Öykü bir Japon genç takımın ve onun yıldız oyuncusu Tsubasa Oazora’nınyaşadıklannı anlatmaktadır. Türkiye’de “Küçük Golcü” olarak da yayın­lanmıştır. Tsubasa, Dünya Kupası’nı Japonya’ya kazandırmak isteyen, yetenekili bir futbol oyun­cusudur. Babası dünyayı dolaşan bir kaptan olduğundan annesi ile birlikte Iyaşar. Öykü Tsubasa’nın annesinin Nankatsu ya taşınma karan ile başlar yerel okul olan Nankatu İlkokulu ve özel okul olan Şuutetsu arasından bir seçim yapması gereken Tsubasa, Şuutetsu ilkokulundaki yetenekli kaleci Genzo Wakabayashi’ye rakip olmak için Nankatsu okuluna kaydolmaya karar verir. Burada futbol sevdalısı Ryou Ishizaki ve Nankatsu’ya destek veren, futbol sever bir kız olan Sanae ile tanışır. Tsubasa’nın babasının arkadaşı Brezilyalı futbolcu Roberto Hongo, Tsubasayı futbol konusunda geliştirmeye başlar. Yakın zamanda o da Nankatsu ilkokulu takımının koçu dur ve takımı eğitirken, Tsubasa Ya özel vuruş teknikleri öğretir. Bu sırada babasının işi yüzünden hep dolaşmak zorunda kalan Tare Misaki, takıma katılır ve Tsubasa’nın en iyi arkadaşı olur. Tsubasa ve Misaki “Altın İkili” olarak bilinirler ve Nankatsu bölge takımına ulusal turnuvada şampiyonluğu kazandırırlar.Hikayenin sonunda Tsubasa mezun olur ve futbd hayatını Brezilya’da devam ettirme karan alır. Tsubasa başta Japonya olmak üzere yayımlandığı bütün ülkelerde oldukça büyük ilgi görmüş; her yaştan milyonlarca insanı ekran başına toplamıştır. Günümüzde, Japonya’da futbolu sevdirdiği için Japon Futbd Federasyonu tarafından desteklen­mektedir. Japonya’da birçok futbolcu, futbolu meslek olarak seçmelerinde serinin büyük etkisi­nin olduğunu belirtmiştir. Iraktaki Japon yardım arabaları Iraklıların korkularını  yenmesi için Tsubasa resimleriyle donatılmışlardır.

 

Shoujo mangalar ise kızlara yönelik hazırlanan; aşk, sevgi, cinsellik gibi ögeleri içeren çizimleri bu­lunduran ve şu anda Japonyada oldukça büyük, sabit bir okuyucu kitlesine sahip türdür. Saior Moon, The Rose of Versailes, CLAMP, Georgie ve tabii ki mutlaka hepimizin çocukluğunda bir kere olsun izlemiş olduğu Candy Candy (Şeker Kız Candy) bu türün en önemi temsilcileri arasında gösterilebilir.

 

70 ‘ler ve 80’lerin başlanrıda kızlar için genelde Candy Candy, Georgie gibi dram ve romantik mangalar yayımlanırken, zamanla shounen mangalannın da etkisiyle kızlar kendi süper kahramanlannı yaratmaya başladılar. Bu kahramanlann çoğunun büyülü güçleri vardır ve zaman zaman kılıç gibi silahlar kullanarak erkeklere meydan okurlar. Büyülü kızlar ekolünün dünya çapında en büyük temsildsi Sailor Moon adlı eseridir. Sailor Moon’un temel­leri asıl olarak Naoko Takeuchi’nin Sailor V adında bir manga yayınlaması ile atılmıştır. Kısa sürede oldukcada popüler olmuştur.

Dünyanın en az 40 ülkesinde yayımlanmış ve yayımlandığı ülkelerin (özellikle Avrupa) çoğunda en popüler anime ve manga haline gelip Almanya, Fransa gibi ülkelerde bir çılgınlık boyutuna ulaşmıştır. Sailor Moon’un açtığı bu güçlü kızlar furyasının ardından çok sayıda benzer shoujo manga hazırlanmış ve büyük ilgi görmüştür. Bu furyanın etkileri sadece Japon manga ve animeierini değile batı animasyon ve çizgi romanlarını da etkilemiştir. Bugün dünyanın en popüler batı animasyonları ndan biri olan ve Hanna-Barbera tarafından hazırlanıp Crag McCracken tarafından çizilen The Povverpuff Giriş adlı ani­masyon da birçok kişiye göre Sailor Moon’un ve shoujo akımının batıdaki bir kopyasıdır.

90’ların en önemli manga grubu denilince akla gelen ilk isim CLAMP’tır, CLAMP’ın en önemi yapıtları arasında olan ve 1996 yılında Nakayoshi dergisinde yayınlanmaya başlayan Card Captor Sakura Kinomoto adında ilkokul öğrencinin bodrumunda tesadüfen Clow isimli özel katları saklayan bir kitap bulmasıyla başlar. Kitabın içindeki kartların kaza ile dağıtmasından sonra Cerberus isimli “Mühürlerin Hayvanı” uyanır ve Sakurayı kartlan toplamakla görevlendirir.

1992-93 arasında Asuka dergisinde yayınlanan CLAMP Campus Detective Team adlı mangada, bir grup çocuğun kampüsteki kız öğrencilerin kaybettiği eşyaları bulup yardım etmek için kurduğu dedektif takımının maceraları anlatılmakladır. 1994-96 arasında Kodansha tarafından yayınlanan Magic Knight Rayearth’da korumalan için büyülü bir dünyaya gönderilen üç kızın rnaceraları anlatılmaktadır.

1991-94 arasında’ South dergisinde yayınlanan Tokyo Babylon ve 1997 yılında Amie, delgisinde yayınlanmaya başlayan Clover sayılabilir. CLAMP mangaları bir çok dile çevrilmiş ve dünya çapında büyük ün kazanmıştır. Kendine özgün sanatsal tarzı ile CLAMP yapıttan diğer mangalar arasında daha Ic bakışta göze çarpmaktadırlar.

Bunun dışında doğaüstü olayları konu alan man­galar, Japonya’da oldukça büyük bir okur kitle­sine sahiptir. Vampir, kurtadam gibi öğelerin de yer verildiği bu türün en önemli temsilcileri Helsing, Death Note, BattJeAngelAlita, Vampire Hunter D, Ghost İn The Shel gibi yapımlardır.

İnternet temelli bir hikaye öten Ghost İn The Shel, 1989 yılında Masamune tarafından Young Magazine dergisinde yayımlanmayabaşladı. Bu manganın Mamoru Oshii tarafından yönetilen flmi dünyanın bir çok ülkesinde ün kazandı. Ayrıca Shirow’un Appleseed, Black Magic M-66 ve Dominion vb. eserleri de Ghost İn The Shell gibi dünya çapında büyük ün kazandı.

Çocukluğumuzda, iyi-kötü, cesur-korkak kavramlarının oluştuğu o güzelim tasasız günleri­mizde, tutkuyla;  bazen sabahın köründe kal­karak, bazen anne-babayla kavga ederek izlediğimiz çizği filmlerin daha doğrasu animelerin hikayesi bu. Hayallerin her daim gerçekleştiği,kötülerin herdaim cazardığı, kötülerin kaybettiği güzelliklerin bolca bulunduğu bu dünyada abamrtmaya her zaman yer var. Yıllar gectikce büyüyemiyenlerin, hayalleri­nin peşinden koşanların, hayata bambaşka göz­lüklerle bakanların, farklı insanların dünyası bu…

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu