Anne ÇocukKadın-Moda

Çocuklar Anne-Baba ve Moda

Moda İkonu Olmaya Yönlendirilen Çocuklar

Çocuk, Allah’ın emanetidir dinimiz­ce. ‘Evlat’ denince akan sular durur. Bir bakışına dünyaları önüne sermek gelir insanın içinden. Babasının minik prense­si, annesinin aslan oğludur çünkü o. Nice pos bıyıklı dedeleri, çatık kaşlı babalan dize getirir o masum bakışlar. Hiçbir şey içinde kalmasın, aman sağa sola özenmesin diye hiç kıyamaz anneler. Doğru da yaparlar. Kız çocuğu nimettir İslam anlayışında. Sizin bak­maya, okşamaya kıyamadığınız çocuklannıza verdiğiniz değeri başkalan da fark ediyor ne yazık ki. Modern kültürün izdüşümü olan moda tasarımcıları, kapitalist kültürün köşe taşı rek­lamcılar gibi..

Çocuğunuz uğruna yapamayacağınız bir şey olmadığını onlarda biliyor ve hunharca kullanmak­tan da geri durmuyorlar. Çok değil, 3-5 yıldır 10 yaşında çocukları görüyoruz podyumlarda. Üstelik manken ablalarını da hiç aratmıyorlar. Artık onlarda büyükler kadar trend takipçisi olmuş durumda.

Bay ve bayan kategorisinden müteşekkil olan moda ailesine şimdilerde ‘çocuk’ başlığı da eklendi. Stilistler artık çocuklar için de özel tasarımlar yapıyor. Büyüklerin uyduğu akıma uygun olarak minyatüre edilmiş kıyafetler, küçükler için uyarlanıyor. Minik hanımefendiler için canlı renklerle tasarlanmış birbi­rinden şık elbiseler, mini etekler, leopar desenleri ve babetler… Küçük beyefendiler için polo yaka tişörtler,  askılı pantolonlar, repçi tarzından esinlenerek hazır­lanan farklı tasarımlar… Çocuk modasında gelinen nokta, küçüklerin değer algısmda modanın yerini zirveye taşıyor. Dolayısıyla kendi ve karşısındaki insa­nın değerini görsellikle ölçen, gelecek planları yerine trendi yakalama planları yapan bir nesil yetişiyor.

“Büyüyünce ne olacağımızı bilmiyoruz ama şık olacağımız kesin”

Görünen o ki, büyümek için sabırsızlanan küçük kızların hayali, dört koldan gelen destekle artık fazla­sıyla çabuk gerçekleşiyor. Medyanın sunduğu örnek­ler çocukları büyük rollerine girme, onların kazandığı şöhrete heveslenme gibi konularda çok yanlış yönlen­diriyor. Diğer yandan toplumdaki bazı satış sektörleri de bu işi provoke ediyor. Barbie bebekler de bunlardan biri. Zira bugün kız çocuklarının Barbie’leştirilmesi durumu söz konusu. Çok küçük yaşta o çok güzel ya­pılandırılmış, mükemmel görünüşlü bebeklere benze­meye çalışma eğilimine giriyorlar.

Çocuk kreaksiyonu çıkartan birçok markanın foto mankenleride çocuklar oluyor doğal olarak. Hem er­kek, hem kız tasarımlan aynı kareye sığdırılmaya ça­lışılan fotoğraflar pekte masum olmuyor. Küçük kız erkeğin boynuna elini dolamış, birbirine manalı ba­kışlar atmış ve sair ve sair. O yaştaki bir çocuk nasıl ve nereden öğrenir böyle poz vermeyi diyeceğiz ama hacet yok Zira her birinin elinde tabletler, akıllı tele­fonlar geziyor.

Bu pozlar, kız çocuklannın seksileştirilmesinde medyanın rolünü de gözler önüne seriyor. Hem med­yanın hem de satış ve pazarlama stratejilerinin etkisiyle, çocuklar artık doktor, öğretmen değil, seksi pop starlar, bakımlı ve havalı moda ikonları olmayı hayal ediyor.

“5 yaşında stil ikonu çocuklar”

Hollywood’un ünlü çocukları, çocukların kadın­laştırılması trendinin başım çekiyor. Örneğin Tom Cruise ile Katie Holmes’un küçük kızı Suri bir moda ikonu olarak anılıyor. 5 yaşındaki Suri, ünlü modacı­ların imzasını taşıyan binlerce dolarlık elbiselerle boy gösteriyor. Daha 3 yaşında topuklu ayakkabı giydiri­len ve o zamandan bu yana ayağında topuklu ayakkabı, kolunda bir çanta ile dolaşan Suri’nin, Marc Jacobs gibi modacıların özel yapım ayakkabı!arının da içinde olduğu 150 bin dolarlık bir ayakkabı koleksiyonuna sahip olduğu söyleniyor. Son yıllarda dünya, bunun gibi yüzlerce örnekle, alkışlar eşliğinde, kız çocukları-nın erken yaşta kadınlaştırılmasına sahne oluyor. Gü­zellik, zayıflık ve seksilik yarışına giren kız çocukları giderek daha küçük yaşta büyüyor.

Birçoğu masal kitaplarından kül kedisini, pamuk prensesi okuyarak büyümediği için, birer Rihanna ya da Lady Gaga olmak istemelerine şaşırmamak gereki­yor. Çünkü, iddialı pozlar verseler, topuklu ayakkabı giyseler de onlar çocuk. Hala gördüğünü yapmaya ve yönlendirilmeye muhtaç. Asıl soru, bu hallere giren çocuklar kendi imkanlarıyla mı kadınlaştı?

Elbette, çocuğunu toplum içinde temiz, düzgün ve uyumlu giyindirmek her anne babanın görevidir. Yaşı kaç olursa olsun her çocuk görsel olarak hoş görün­düğünde kendini daha iyi hissedecek, hatta bu onun ileriki yaşlarda özgüvenine dahi etki edecektir. Yinede her şeyin aşırısı zarar, ortası karar düsturu burada da gereklidir. Ancak, “Benim çocuğumun nesi eksik? Arkadaşları arasında mahsun mu kalsın? O her şeyin en iyisine layık. Biz kimin için çalışıyoruz ki? düşünçeleri, ebeveynlerin asıl amacının ve görevinin önüne geçmemelidir.

öncelikle eleştirilmesi gerekenler, kız çocuklarını daha bebeklikten itibaren, tüketim sömürüsünün içi­ne atıp, çocuğun sırtından para kazanan ebeveynler ve masumiyeti bozmaya dönük ürettikleri kıyafetlerle kız çocuklarını bir manken gibi giydirip sonrada alçakça duyguların uyarılmasına zemin hazırlayanlardır. Her ne kadar rengârenk kıyafetler içinde gördüğümüz­de çocuklara ayrı bir ilgi göstersek de bu yaklaşımın onlarda oluşturduğu etki göründüğü kadar masum değil. Tavrımızla farkında olmadan çocukların kıyafet seçimi ve uyumuna ciddi hassasiyet göstermelerine yol açıyoruz. Bunun sonucu olarak onların değer al­gılarında, modayı zirveye çıkartmalarına sebep olu­yoruz. Reklamlar, yeni tasarımlar, ailelerin rolü gibi etkenler, küçüklerin görsel imaja odaklı algılarını geliştiriyor. Çocuklardaki moda takipçiliği her ne ka­dar televizyon ve sosyal çevrenin tetiklemesiyle oluşsa da genellikle anne-babanın bu konudaki tutumlarına bağlı olarak kemikleşebiliyor. Zira ebeveynin modaya yaklaşımı, televizyonda lanse edilen popüler kültürle aynı çizgideyse çocuğun podyumlarda boy gösteren bir mankene dönüşmesi kaçınılmaz oluyor.

Bugün kız çocuklarını yetiştirirken hem çelik gibi güçlü, şahsiyetli hem de bir çiçek kadar nazik ve nezaketli kız çocuğu nasıl yetiştirilir bunu konuşmak gerekecektir.

Bir çocuğun önce insan olduğu olduğu için değer görmesi, ahlaklı ve başarılı olduğu için özenilmesi ge­rekir. Dünyada, yüzlerce çocuk baba kokusuna bas­iret yetim kalırken, bir çift kırmızı pabuç için gözyaşı dökerken, ebeveynlerin en önemli görevi çocuğuna kanaatkarlığı ve şükretmeyi öğretmektir. Bir anne, evladına en güzel elbisenin ahlak olduğunu, yamalı önlükten değil yalan söylemekten utanılması gerekti­ğini öğretmelidir, öğretmelidir, çünkü bugün leopar desenli kıyafet giyen, beğenilmekten büyük haz alan, Ikendini ve insanları kıyafetlerine göre değerlendiren o küçük kız yarın anne olacak. Bugün, play station ka- felerinde parlak kıyafetleriyle boy gösteren delikanlı, yarın bir aileyi idare edecek.

Maalesef günümüzde, merhamet, himayet ve hür­met vasıflarıyla vasıflanması gereken erkekler, neden bir ailenin sorumluluğunu alamıyor, neden sorumlu­luğu altındakilere merhamet edemiyor, neden meta­net, dirayet ve hâkimiyet noktasında pasif oluyorlar? Yahut; sevgi, saygı, şefkat, sabır, tahammül gibi er­demlere sahip olması gereken kızlar, neden bir çocuğa bakma, eşini, ailesini bir arada tutma maharetinden mahrum kalıyor? sorularıyla karşı karşıya kalıyoruz.

Bu soruların cevabı zannediyoruz ki; moda ve modern kültürün esiri olmayan dengeli bireyler ye­tiştirmekten ve anne-babanın böyle bir yaşam tarzına örnek teşkil etmesinden geçiyor. Ailelerin çocuklarını, kendi değer yargıları ve kültür kodlarına göre yetiş­tirmesi, bununla birlikte küçüklerin gelişen dünyaya ayak uydurabilmesi için kendi kültür kodlarımızla modern çağı harmanlamalarına fırsat vermeleri de elzem görünüyor.

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu